| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
sohbetRSSYorum RSS


Yazılar

bayburt chat 

bayburt chat

TÜRBELER

1- DEDE KORKUT TÜRBESİ :

İlimizin güney doğusunda merkeze bağlı 39 km. mesafedeki Masat köyünün hemen çıkışında yapılış şekli ve mimari tarzı ile çok eskilere uzanan ve halk arasında Alî Baba diye geçen türbe Alî Baba (Büyük Baba) anlamında kullanılan ve bütün Türk dünyasını yakından ilgilendiren , Dede Korkut’a ait olduğu söylenen türbedir . Türbenin üzerinde eski Türkçe 718 rakamı görülmektedir . Yapılış şekli ve kullanılan malzeme bakımından adı geçen kişiye ait olabilecek karakterdedir . Anıt türbe Orhan Şaik Gökyay’ın 1986 basımı Dede Korkut Hikayeleri Kitabında resimli olarak yer almaktadır .

2- ŞEHİT OSMAN TÜRBELERİ :

Şehrin batısında Şehit Osman Tepesinde bulunan her iki türbenin Saltukoğullarına ait olduğu şeklinde görüşler mevcuttur . Buna göre türbeler Saltuk kumandanlarından Mengüç Gazi’nin kardeşi Osman ve kız kardeşine aittir . Üzerinde bulunan kitabeler çok silik olduğu için okunmamaktadır . Şehrin batısındaki kayalık tepeye adını veren bu türbeler , sarı taştan yapılmış olup taş işleme sanatımızın güzel örneklerindendir .







3- AHMEDİ ZENCAN TÜRBESİ (KÜMBET) :

Halk arasında “Kümbet” diye isimlendirilen bu yapı ilimiz Cumhuriyet İlkokulu karşısındadır . Yapının Ahilerden Ahmet-i Zencaniye ait olduğu bilinmektedir . Ahmet-i Zencani İlhanlı hükümdarı Olcaytu Hüdâbende Han zamanında , Emir Mahmut tarafından yaptırılan Mahmudiye ve Celaleddin Hoca Yakut tarafından yaptırılan Yakutiye Medresesinde çalışmış , ilim ve kültür hareketlerinde şöhret bulmuş bir şahıstır . Yapının H.1200 tarihli onarım kitabesi vardır . Sekiz kenarlı bir poligon durumunda olan kümbetin içinde kare şeklinde bir mezar odası mevcut olup , çatısı piramit şeklinde yapılmıştır . Türbenin 1315-1325 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır .

4- SÜNÜR (ÇAYIRYOLU) KUTLU BEY TÜRBESİ :

Akkoyunlu devletinin kurucularından Turali Bey oğlu Kutlu Bey’e ait olan bu türbe kendisi tarafından yaptırılan caminin 30 M. doğusunda bulunmaktadır. Türbede kendisinin ve ailesinin mezarları bulunmaktadır. Türbenin özellikle Şah Tahmasp’ın bu bölgeye yaptığı tahribatlar nedeni ile bir bölümü yıkılması kitabelerin tahrip oluşu sebebi ile yapılış tarihi hakkında bir bilgi mevcut değildir . Ancak Kutlu Bey’in 1389 yılında öldüğü bilindiğine göre türbenin bu yılda yapıldığı sanılmaktadır . Yine bu türbede bulunan bir başka kitabe 1659/1660 M. (H. 1070) yılında onarım gördüğü sanılmaktadır.






5- YANBAKSI (GÜNEŞLİ) KÜMBETİ :

Halk arasında “Yanbaksı Kümbeti” adı ile anılan bu yapı , İl Merkezi ile Demirözü ilçesi arasında bulunmaktadır . Yapının tarihini aydınlatacak bir kitabesi yoktur . Halk arasında bu kümbetin Otlukbeli savaşında şehit olan Seyyid Kasım adında bir kişiye ait olduğu söylenmektedir . Kümbetin Danişmentliler dönemine ait olabilecek karakter taşıdığı görülmektedir . Sekizgen bir taban üzerine oturmuş ve kesme sarı taşlardan inşa edilmiştir .

6- BEY BÖYREK (BAMSI BEYREK) TÜRBESİ :

Bayburt’un 2 km. doğusunda bulunan Erenli köyünün batısında , şehirden bakıldığında görülen bir tepe üzerindeki yapı Dede Korkut Hikayelerinde geçen en önemli kişilerden

batman chat 

batman chat

BATMAN’DA  HALK DEYİMLERİ

 

1-    Akıl bir altın taçtır her kafaya uymaz

2-    Komşu komşunun işine muhtaçtır

3-    Oğlan gitti sefere , gitti geldi aynı hergele

4-    Küheylan at, yemin arttırır

5-    Çingeneler aç kalınca eski düğünlerden bahsederler

6-    Al asili ser hasırı

7-    Garip kuşun yuvasını Allah yapar

8-    Kar eden ar etmez

9-    Gezen tilki yatan aslandan iyidir

10-  Gönlü namazda olanın kulağı ezanda olur

11-  Evlat aziz, terbiye daha aziz

12-  Büyüğün yoksa büyük taşa danış

13-  Asil azmaz, bal acımaz

14-  Arif olan sözü aş gibi tadar

15-  Atla katır döğüşür arada eşek ezilir

16-  Bülbülün çektiği dilinin belasıdır.

17-  Mal malumat örter

18-  Ölürse yer beğensin kalırsa el beğensin

19-  Anamın aşı derdimin başı

20-  Elbise yürüyüş para söyleyiş örter

21-  Delik büyük yama küçük

22-  Dil otu yemiş

23-  Azdan az gider, çoktan çok gider

24-  Haram yelle düğün elle olur

25-  Sırrını söyleme dostuna, dostun söyler dostuna

26-  Dil ustası iş hastası

27-  Bağı kara üzüm olsun, üzümü yemeğe yüzün olsun

28-  Komşu hakkı Allah hakkıdır

29-  Ölürse yer beğensin kalırsa el beğensin

30-  Doğru duvar yıkılmaz eğri kaçar kurtulmaz

                        

bartin chat 

bartin chat

bartin chat

 

Balikesir chat 

Balikesir chat

Balıkesir'in tarihi

 

Balıkesir İli’nin kapladığı bölge eski çağ tarihinde Misya (Mysia-Mysi) diye analırdı. Misyalılar bir çok kavimle birlikte, Balkanlardan Anadolu’ya gelerek bu bölgeye yerleşmişlerdir. Buraya kendi adl
Balıkesir Hakkında

Balıkesir Coğrafya

 

Balıkesir, Marmara ve Ege sahillerinde eşsiz kıyıları, kaplıcaları, şifalı içme suları, ormanları, mazisindeki haklı ve şerefli gururuyla yurdumuzun tarihi ve doğal zenginlikleri ile dolu güzel köşele
Balıkesir Hakkında

Balıkesir Ulaşım

 

ULAŞIM

Balıkesir, Ankara, İstanbul, İzmir gibi üç büyük ilin oluşturduğu üçgen içinde yer alan tarihi ve turistik özelliklere sahip bir ildir.

Balıkesir'imiz, Ankara, İzmir, İstanbu
Balıkesir Hakkında

Balıkesir Yöre mutfağı

 

Keşkek: Kaynamış, kurutulmuş buğday ve terayağı ile yapılır. Kaynamış kurutulmuş buğday tekrar kaynatılmaya bırakılır. Pişmeye yüz tuttuğu an tahta bir kepçe ile dövülerek merhem haline getirilir. Son
Balıkesir Hakkında

Balıkesir Bengisi

 

Balıkesir'in Türkiye'de değil, bütün dünyada tanınması ünlü Bengi oyunu sayesindedir. Bundan dolayıdır ki Balıkesir'de Bengi'nin ve bu oyunu adeta şiir gibi oynayan Bengicilerin çok özel bir önemi var
Balıkesir Hakkında

Yağcıbedir halısı

 

Yağcıbedir Halıları Yörük aşiretinin örf, adetleri ve geçmişlerini yansıtan bir sanat eseridir.Yağcıbedir halıları Sındırgı ve Bigadi.ilçeleri ve merkezi köylerde yaygın olarak dokunmaktadır. Çok ince
Balıkesir Hakkında

GÖNEN KAPLICASI

 

Gönen İlçesinde bulunan kaplıcanın çok eski bir tarihi vardır. Gönen Kaplıcası, Mısırlılar, Romalılar ve Bizanslılar zamanında işletilmiş ve o tarihlerde büyük bir şöhrete sahip olmuştur. Kaplı
Balıkesir kaplıcaları

PAMUKÇU KAPLICASI

 

Balıkesir'de 18km uzaklıktadır. Sıcak suyun sıcaklığı 67 C'dir. Sodyum sülfat klorürlü, hipertermal bir maden suyudur. Romatizmal hastalıklara, üst solunrum yolları rahatsızlıklarına, metabolik hastal
Balıkesir kaplıcaları

BALYA-ILICA KAPLICASI

 

Balıkesir-Bandırma yolunun 13.kilometresinden Şamlı'ya ayrılan yola 22km uzaklıktadır. Suyunda sodyum, kalsiyum, klor, sülfat vardır. Suyun sıcaklığı 61,5C'dir.

Romatizma, siyatik, kireç
Balıkesir kaplıcaları

BİGADİÇ-HİSARKÖY (ASARKÖY) KAPLICASI

 

Bigadiç'e 23km uzaklıktadır. Sodyum bikarbonatlı, sülfatlı, karbondioksitli, sülfürlü, magnezyum ve arseniklidir. Suyun sıcaklığı 75C, 59C, 31C'dir. Romatizma, nevralji, kadın hastalıkları, nevritli
Balıkesir kaplıcaları

EDREMİT-DERMAN KAPLICASI

 

Edremit ilçesinin Bostancı köyündedir. Edremit-Ayvalık, Havran-Edremit yollarının kesiştiği yerdedir. Edremit'e 10km uzaklıktadır. Suyun sıcaklığı 56C'dir. Romatizma, artrit, kadın hastalıklarına
Balıkesir kaplıcaları

EDREMİT-GÜRE KAPLICASI

 

Edremit ilçesine bağlı Güre Kasabası sınırları içindedir. Kaplıca mahallinin denizden yüksekliği 3 metre olup, denizden uzaklığı 300 metre kadardır. Ege Bölgesinde, Truva'dan Bergama'ya kadar uzanan
Balıkesir kaplıcaları

GÖNEN EKŞIDERE GENÇLIK IÇMESI

 

Gönen'e 13km uzaklıktaki dağ ılıcasının 100m ilerisindedir. Gençlik suyu sülfat klorürlü sodyum, kalsiyum ve oligometaliktir. Suyun içinde en fazla radyoaktif olması gençlik suyu denilmesine neden olm
Balıkesir kaplıcaları

SINDIRGI-HİSARALAN KAPLICASI

 

Sındırgı ilçesine 20km Sındırgı-Simas asfaltına 500m uzaklıktaki Hisaralan köyündedir. Suyun ısısı 84-90C'dir. Radyoaktivite miktarı 2,6-4 emadır. Çok sıcak olan sular sodyum bikarbonatlı maden suyu
Balıkesir kaplıcaları

SINDIRGI-EMENDERE KAPLICASI

 

Sındırgı ilçesine 8km uzaklıkta Ilıcalı köyündedir. Suyun ısısı 36C'dir. 91,6 eman radyoaktivite tespit edilmiştir. Gutlu hastalara, böbrek taşlarina, cilt ve mide hastaliklariyla sedefe iyi gelmekt
Balıkesir kaplıcaları

SUSURLUK-KEPEKLER KAPLICASI

 

Susurluk-Bandırma asfaltı üzerinde, Susurluk ilçesine 20km uzaklıkta Kepekler köyündedir. Kaplıcanın ilk kez Cenevizliler tarafından işletildiği tespit edilmiştir. Kaplıcadan su ve çamur banyosu ola
Balıkesir kaplıcaları

GÖNEN KAPLICALARI

 

Gönen ilçesi merkezindedir. Kaplıcanın bulunduğu yer 600m2’lik bir alanı kaplar. Suyun sıcaklığı yüksek olduğundan, banyo için açık havuzlarda soğutulmuş su kullanılır. Kaplıca suları en çok sodyum
Balıkesir kaplıcaları

Kurtdereli Mehmet Pehlivan

 

KURTDERELİ MEHMET(1872-1939)
Bulgaristan’ın, Gabrovo (Sevliovo) kasabasına bağlı Bukurova köyünde doğdu.Küçük yaşta ailesi ile birlikte Türkiye’ye göç ederek Balıkesir ilimizin Kurtdere köyüne y

Balıkesir Ünlüleri

Höşmerim tatlısı

 

Balikesir'in O muhtesem yaylalarında koyun otlatan bir çoban, sabahleyin yaylaya çıkarken, çadirda kalan MELEK adında genç eşine," Bu gün canım çok tatlı istiyor, akşam sofrada bir tatlı olsun" der. E
Balıkesir Mutfağı

Kurtdere mantısı

 

börek hamurundan yufka açılır gayet inceolacak.yufka uzunlamasına paralel 4-5 parçaya ayrılır,bir köşesine tavuk eti konularak gül böreği gibi sarılır.fırında kızardıktan sonra üzerine tavuk suyu dökü
Balıkesir Mutfağı

aydin chat 

aydin chat

U L A Ş I M

 

            Karayolu             Aydın ili konumu nedeniyle ilk çağlardan beri önemli yolların geçtiği bir yöre olmuştur. Günümüzde de E 24 Aydın-Denizli ve Aydın-İzmir karayolu, yük ve yolcu trafiğinin yoğun olduğu yollardır. i Aydın-İzmir otoyolu, üçer şeritleri, viyadükleri ve 3000 m uzunluğundaki tünelleri ile kara ulaşımında daha kısa, daha güvenli ve hızlı akışı sağlayacak, örnek bir bayındırlık hizmeti sunmaktadır. Otoyol, başta turizm ve ulaştırma olmak üzere, yöre ekonomisi her alanda büyük katkılar sağlamaktadır.             Aydın ilinin en önemli turizm potansiyeline sahip olan Kuşadası ilçesini çevredeki il ve ilçelere bağlayan  üç anayol vardır. Bu yollar Kuşadası-Selçuk, Kuşadası-Söke, Kuşadası-Söke ayrımı-Davutlar yollarıdır.             Aydın ilinde toplam devlet yolu uzunluğu ise 3790 km’dir. 3.790 km’lik köy yolunun 724 km’si asfalt, 1.484 km stabilize, 1.930 km’si tesfiye, 622 km’si ise ham yoldur.             Demiryolu             Aydın ilini batı-doğu doğrultusunda kateden demiryolu üzerinde Söke, Ortaklar, Germencik, İncirliova, Aydın Merkez, Köşk, Sultanhisar, Nazilli, Kuyucak ve Buharkent ilçeleri bulunmaktadır. Aydın il hudutları dahilinde toplam demiryolu uzunluğu Söke-Buharkent arası 134.6 km’dir. Bunun 169 adedi serbest hemzemin geçit, kalan 9 adedi bekçili/barıyerli hemzemin geçittir. İl dahilinde sadece Kuyucak-Horsunlu istasyonları arasında 34.20 uzunluğunda bir adet tünel vardır. İzmir-Aydın-Kuyucak arasında hızlı tren projesi ile demiryolu işletmeciliği daha modern hale gelecektir.             Denizyolu             İlin tek limanı Kuşadası limanıdır. Güvercinada mendireğinin yapılmasıyla korunaklı hale gelmiştir. Limanın rıhtım uzunluğu 971 metre, su derinliği ise 15 metredir.  Limanın gemi kabul kapasitesi 6’dır.  Kuşadası limanı Türkiye’de denizyolu ile en fazla giriş-çıkış yapılan limandır.

            Ayrıca; Yaz sezonunda  Didim'den  Bodrum'a günlük seferler düzenlenmektedir. Tur yatlarıyla koylara civar adalara ziyaret etmek mümkündür.            

             Kuşadasında  bir yat limanı mevcut olup, 1.150 metre iç rıhtım uzunluğu, 630 adet yat kapasitesi ile yerli ve yabancı turistlere hizmet vermektedir.             Ege adalarında turistik ring yaparak Efes turu için günü birlik yabancı turist getiren yolcu gemileri, yatlar ve motorların yanısıra, feribotlarla da Kuşadası-Sisam seferleri devamlı yapılmaktadır.             Havayolu             1.435 metre  pist uzunluğu olan Aydın-Çıldır (Stool tip) havaalanı 1990-1993 arasında tamamlanmıştır. Yalnızca pervaneli uçakların iniş-kalkış yapabilmesine uygun olup, ilin hava ulaşımı için İzmir Adnan Menderes Havalimanından da yararlanılmaktadır.   AYDIN İLİ’NİN DİĞER İLLERE OLAN MESAFESİ

artvin chat 

artvin chat

Artvin Resimleri






Artvin'de yer alan Tozliuğa olarak adlandırılan tarihi bölge




Artvin ilinde yer alan Körüshane yaylası



Artvin merkeze bağlı Boşelt(Okumuşlar) köyü



Artvin merkeze bağlı Vezirköy


Resmi Büyütmek İçin Buraya Tıklayınız. Orjinal Resim 680x446 ve 141KB. Dir


Artvin merkeze bağlı Hamamlı Köyünde yer alan Dolishane kilisesi


ardahan chat 

ardahan chat

 

 

İlimizin nüfusu 22 Ekim 2000 nüfus sayımı kesin sonuçlarına göre 133.756 olarak gerçekleşmiştir. İl nüfusunun 63.923’ünü kadın nüfus, 69.833’ünü ise erkek nüfus oluşturmaktadır.
Ardahan’da tarım ekonomisinin egemen olması nedeniyle nüfusun % 70’i köylerde, % 30’u ise şehirde yaşamaktadır  Ayrıca son nüfus sayımına göre kentlerde yıllık nüfus artış hızı % 0.15, köylerde % -0.32, İl toplamında ise % - 0.20 olarak gerçekleşmiştir. Bu sonuçlara göre Ardahan 81 il içerisinde nüfus artış hızı en az olan ikinci il’ dir

antalya chat 

antalya chat

Antalya Müzesi

Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda, Antalya’nın İtalyan işgali altında bulunduğu sıralarda bazı İtalyan arkeologları medeniyet adına yapıldığını öne sürerek, merkez ve yakın çevredeki ören yerlerinde ele geçirdikleri çeşitli arkeolojik değerleri İtalyan Konsolosluğu'na taşımaya başlamışlardı. Bu girişimleri durdurmak amacıyla, 1919 yılında Sultani öğretmeni olan Süleyman Fikri Bey Antalya mutasarrıflığına başvurarak, kendisini fahri asar-ı atika memuru tayin ettirmiş ve öncelikle merkezdeki eski eserleri toplayarak Antalya Müzesi'ni kurma yoluna gitmiştir.

1922 yılında Alâeddin Camii'nde, 1937 tarihinden itibaren Yivli Camii'de faaliyet gösteren müze, 1972'de bugünkü yeni binasına taşınmıştır. 1982 yılında geniş çapta bir tadilat ve onarım ihtiyacı nedeniyle ziyarete kapatılmış, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nce yapılan onarım ve teşhir tanzim çalışmaları sonucu 1985 Nisan ayında çağdaş müzecilik anlayışına göre düzenlenen yeni şekliyle tekrar hizmete girmiştir.

Müze 13 teşhir salonu, çocuk bölümü ve açık hava galerilerinden oluşmaktadır. Tamamı yöreye ait olan eserler genellikle kronolojik ve yer yer konularına göre teşhir edilmektedir.
Tel : (0242) 238 56 88

Side Müzesi

Manavgat İlçesi'ne bağlı Side Beldesi'ndedir. Manavgat'a 8 km. uzaklıktadır. Roma Devrine ait agoranın karşısında bulunan, M.S 5-6.yüzyıldan kalma antik agoranın hamamı 1960/61 yıllarında restore edilerek müze haline getirilmiştir.

Müzede sergilenen eserlerin büyük bir bölümü, Prof. Dr. Arif Müfid Mansel tarafından,1947-1967 yılları arasında Side antik kentinde yapılan kazılarda, çıkarılan buluntulardır. Hellenistik, Roma ve Bizans Devrinden; yazıtlar, silah kabartmaları, Roma Devrinden yapılmış Grek orijinallerinin kopyası olan heykeller, torsolar, lahitler, portreler, ostotekler, amphoralar, sunaklar, mezar stelleri, sütun başlıkları ve sütun kaideleri sergilenmektedir.
Tel : (0242) 753 10 06

Alanya Arkeoloji Müzesi

Arkeolojik ve etnografik eserlerin korunup ve sergilendiği iki seksiyon 1967 yılında ziyarete açılmıştır. Bölgedeki antik kentlerde bulunan eserlerin artması ve depolanması, zaman içinde bir müze açma gerekliliğini doğurmuş ve bugünkü Arkeoloji Müzesi açılmıştır
Tel : (0242) 513 12 28

Alanya Kızılkule Etnografya Müzesi

Askerî amaçla ve limanı kontrol altında tutmak için 1226 yılında yapılmış olan bu anıtsal yapı, Selçuklu sanatının eşsiz örneklerinden olup; Alanya'nın simgesi durumundadır. 1951-1953 yıllarında onarıldıktan sonra 1979'da yapının giriş katında Alanya yöresine özgü, halı, kilim, giysi, mutfak gereçleri, silahlar, tartı aletleri, aydınlatma aletleri, dokuma tezgâhı ve yörük kültürünü yansıtan çadır gibi etnografik nitelikte eserler sergilenerek, yapıya etnografya müzesi işlevi kazandırılmıştır.

Alanya Atatürk Evi ve Müzesi

18 Şubat 1935 yılında Alanya'ya gelen Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Ulu Önder Atatürk'ün Alanya'yı ziyareti sırasında bir süre kalıp dinlendiği ev, sahibi Tevfik Azakoğlu tarafından Kültür Bakanlığı'na hibe edilmiş ve 1987 yılında da restore edilip döşenerek "Atatürk Evi ve Müzesi" olarak ziyarete açılmıştır. Müzenin birinci kat odalarında Atatürk'ün kişisel eşyaları, fotoğraflar, Atatürk'ün Alanyalılara yazmış olduğu bir telgraf ve diğer tarihli belgeler sergilenmekte, ikinci kattaki diğer odalarda ise tipik bir Alanya evi tüm elemanları ile canlandırılmakta, çevreye özgü etnografik eşyalardan örnekler sergilenmektedir.

Perge Müzesi

Perge Tiyatrosu kazıları, 1985-1993 yılları arasında Türk bilim heyetleri tarafından gerçekleştirildi. Kazılar sırasında, şu anda tiyatro içerisinde orijinal yerinde duran Dionysos frizinden başka, Kentauromakhia ve Gigantomakhia frizlerine ait parçaların yanı sıra, ilginç bir biçimde bezemelerinin bir kısmı tamamlanmış, bir kısmı ise yarım kalmış çok sayıda mimari eleman bulunmuştur.

 




 

» ÖREN YERLERİ

Surlar Bu surlardan günümüze şehrin içindeki birkaç burç ile Hadrian Kapısı ve yanındaki kuleler, limana bakan büyük kule ve liman surlarının bazı parçaları kalabilmiştir. İki surdan biri yat limanını, diğeri şehri at nalı gibi kuşatır. Kale Kapısı Meydanında ayakta kalan kulelerden birisi saat kulesi olarak kullanılmaktadır. Surların kente girişi sağlayan dört kapısı vardır.

Kaleiçi Bugün Antalya'nın "Tarihi Çekirdek Kenti" olan ve "Kaleiçi" adıyla tanınan semti büyük bir kısmı yıkılmış ve yok olmuş iki surla çevrilidir. İç sur, yarım daire şeklinde yat limanını kuşatır. Restorasyon çalışmaları sonucunda Kaleiçi, pansiyonları, barları, çarşısı ile turizm merkezi haline gelmiştir. Liman ise yat limanı olarak düzenlenmiştir. Keleiçi restorasyon çalışmalarından dolayı Turizm Bakanlığı'nı 28 Nisan 1984 de FİJET tarafından Altın Elma (Turizm Oskarı) ödülü verilmiştir.

Hadrianus Kapısı Zamanımıza kadar yanlarındaki iki kule ile sağlam kalan tek kapı Üçkapılar veya diğer adı ile Hadrianus Kapısı olup, Pamphylia'nın en güzel kapısıdır. M.S. 130 yılında imparator Hadrianus'un Antalya'ya gelişi onuruna yapılan kapı, sütunları hariç, tamamen beyaz mermerden yapılmıştır. Oyma ve kabartmaları olağanüstüdür.

Eski Antalya Evleri Yazların çok sıcak ve kışların ılık geçtiği Antalya'da evlerin yapımında soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya önem verilmiştir. Gölgeli taşlıklar ve avlular hava akımını kolaylaştıran özelliklerdir. Depo ve hol görevi yapan girişi ile üç kat üzerine kurulmuştur.

Perge
Antalya'nın 18 km doğusunda, Aksu Bucağı'nın sınırları içindedir. Kilikya - Pisidya ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir. Şehrin kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (M.Ö. 7 yy.). Ana tanrıçası Perge Artemisi olan Perge hristiyanlar için önemli bir kent idi. M.S. Aziz Paulos ve Barnabas Perge'ye gelmiştir. Magna Plancia gibi kimi zenginler Perge'ye önemli anıtlar kazandırmışlardır.

İlk kazıların 1946 yılında İstanbul Üniversitesi tarafından başlatıldığı Perge'de önemli kalıntılar şunlardır:

Tiyatro: Cavea, orkestra ve scene olmak üzere üç ana bölümden oluşur. 12,000 seyirci kapasitelidir. Alt tarafta 19, üstte 23 oturma sırası vardır.

Stadion: 34 x 34 m. boyutlarındadır. Tonozlar üzerinde onüç oturma sırası vardır. Doğu ve satı tarafa otuzar, kuzeyde ise on tonoz bulunmaktadır. Her üç tonozdan biri Stadion'a giriş, diğer ikisi ise dükkan olarak kullanılmaktadır

Agora: Şehrin ticari ve politik merkezidir. Ortadaki avlunun etrafında çepeçevre dükkanlar vardır. Bazı dükkanların tabanı mozaikle kaplıdır. Meydanın ortasında 13.40 m. Çapında yuvarlak bir yapısı olan agora 76 x 76 m. boyutlarındadır.

Sütunlu Cadde: Aropol eteğinde nympheum arasında uzanır. Ortasında 2 m. genişliğinde bir su kanalı caddeyi ikiye ayırır.

Perge'deki diğer yapılar, nekropol, surlar, gymnasium, hamam, anıtsal çeşme ve kapılardır.

Sillyon
Aksu'nun 13 km kuzeydoğusunda Yanköy yakınlarındadır. Kent, Aspendos ve Perge yönünde, yüksekte duran bir plato üzerine, M.Ö. 14.yy.da kurulmuştur. Çeşitli uygarlıkları yaşayan kentten Selçuklular da yararlanmıştır. Stadyum, cimnazyum, kuleler, Selçuklu Mescidi ve sahne kısmı yok olan bir tiyatro geriye kalan kalıntılardır.

Termessos
Termesos Antalya'ya 34 kilometre mesafedeki bir Doğal Park olan Güllük Dağı içerisinde batı tarafında 1050 metre yükseklikte bir plato üzerindedir. Termesos Anadolu'nun içlerinden gelen Solymler tarafından kurulmuştur.

Önemli kalıntılardan olan 4200 kişi kapasiteli tiyatro, İmparator Augustus tarafından M.S. 1.yy. ın hemen başlarında yaptırılmıştır. Üstü örtülü meclis toplantı binası olan Odeon'un 600 kişilik oturma yeri bulunmaktadır. Birbirine bağlı beş sarnıçtan oluşan yer altı sarnıcı su depolamak ve zeytinyağı saklamak için kullanılmıştır.

Batı tarafı açık, diğer tarafları sütunlu galerilerle çevrili Agora; 6 m. yükseklikteki platform üstünde oturan kahramanlık anıtı Hereon, Korint düzenli tapınak, Zeus Solymeus Tapınağı, Küçük ve Büyük Artemis Tapınakları, Gymnasium, gözetleme kuleleri diğer önemli kalıntılarıdır. Bunların dışında pek çok anıt ve 1200 ün üzerinde kaya mezarı bulunmaktadır.

Olympos
Antik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m'lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir. Detaylı Bilgi

Ariassos
Antikite'den kalma Ariassos, Antalya-Burdur otoyolu'nun 48. kilometresinde, sola dönülen bir sapaktan bir kilometre mesafededir. Bir dağın yamacında kurulmuş olan şehir hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir.

Phaselis
Phaselis'e Antalya-Kemer otoyolu'nun 57. kilometresinde sola bir kilometre döndükten sonra ulaşılır. Rodoslular tarafından milattan önce 7. yüzyılda kurulan kent Doğu Likya'nın en önemli liman kenti olarak bilinir. Üç iskelesi bulunan antik kentin içinde 20-24 genişliğinde bir cadde bulunmaktadır. Caddenin batı ucundan Hadrian geçidi, sağ ve sol yanlarından ise dükkanlar ve hamamlar bulunmaktadır. Kente kara ve denizyolu ile ulaşmak mümkündür.

Limyra
Milattan önce 5. yüzyıldan beri varolduğuna inanılan kent Kumluca-Finike Karayolu'nun 11. kilometresindedir. 141 yılında yaşanan depremde önemli bir hasar görmüş kent ayakta kalmayı başarmış fakat 7. ve 9. yüzyılda Arap işgaline uğramasının ardından boşalmıştır. Kent üç parçadan oluşmuştur. Acropolis, yerleşim birimleri ve necropolis.

Arycanda
Kumluca-Finike otoyolunun Turunçova mevkiine 26 kilometre uzaklıktadır. Akarçay vadisini kontrol eden kentin tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemektedir. Buluntulara göre kentin milattan önce 5. yüzyılda varolduğu düşünülmektedir. M.S. 240 yılında yaşanan depremde önemli ölçüde zarar gören kent 11. yüzyıla kadar canlılığını sürdürmüştür. Bizans döneminde Aalanda olarak bilinen kentin birçok binası iyi korunmuş durumdadır.

Demre (Myra)
Finike'ye 25 km. Kaş'a 48 km. uzaklıktaki Demre, Likya uygarlığının 6 büyük şehrinden biridir. İlk kez M.Ö. 5. yüzyılda yerleşim merkezi haline gelen Demre, önceleri deniz kıyısındayken, Demre çayının getirdiği alüvyonlar sonucunda denizle olan bağlantısı kesilmiştir. Şehir M.S. 9. yüzyıldaki Arap istilaları sonrasında terkedilmiştir. Kaya mezarları, tiyatro ve St. Nicholas kilisesi görülmeye değer yapılardır. Hadrian tarafından yaptırılan içinde tahıl ambarı da bulunan Andriake limanının Demre ile bağlantısı vardır.

St. Nicholas Kilisesi
Yaygın olarak Noel Baba olarak bilinen St. Nicholas M.S. 245'te Fethiye yakınlarında Patara'da doğmuş ve M.S. 363'de ölmüştür. Zengin bir ailenin iyi eğitilmiş oğlu olan St.Nicholas hayatını insanlara özellikle de çocuklara ve denizcilere yardıma adamıştır. Bu yardımlarının sağladığı ünü bugüne dek Noel Baba efsanesi olarak gelmiş ve güncelliğini korumuştur.

Demre rahibi olarak insanlara dini ve sosyal yardımlarda bulunan St. Nicholas ölünce Demre'ye gömüldü ve mezarının yanına adına bir kilise inşaa edildi. 1080'de İtalyan korsanlar bazı kemikleri Bari'ye kaçırdılar. Ancak kalan bazı kemik parçaları bugün Antalya Müzesindedir.

İlki 5-7 Aralık 1983 yılında yapılan Noel Baba sempozyumu, o günden beri değişik din ve eğitimlerden gelen insanların katılımıyla her yıl tekrarlanıyor. Bu sempozyumda St. Nicholas'ın çizgisinden gidilerek değişik din ve inançlardan olan insanlara barış, dostluk ve kardeşlik çağrısı yapılıyor.

Simena (Kale)
Güzelliğini, tarihi, denizi ve güneşinden alan Simena'ya Üçağız'dan deniz yoluyla da ulaşılabilir. Karşısındaki Kekova adasında bulunan ve Akdeniz'in büyüleyici mavisinin altında yer alan batık şehri ve antik kalıntılar görülmeye değerdir. Tarihi Likya uygarlığına kadar uzanan Simena'da pek çok uygarlık kalıntılarına rastlamak mümkün. Kayalara oyulmuş tiyatro ve surlar bunlardan yalnızca birkaçıdır.

Kekova
Kaş-Demre arasındadır. Akdeniz'de Üçağız Köyü karşısında kıyıya 500 m olan adada bulunan batık Antik Kenttir.

Patara
Kalkan-Fethiye yolunda, Kalkan'dan yaklaşık 10 km. önce ve güneyde yer alır Patara. Şehrin merkezinde bulunan renkli seramikler, şehrin tarihinin M.Ö. 5. yüzyıla dek uzandığını göstermektedir. St. Nicholas'ın doğum yeri olmasının yanı sıra, Büyük İskender zamanının önemli bir liman şehriydi. Biri Patara'ya giden üç kapılı surlar M.S. 110'da Vali Modestus tarafından yaptırılmıştır. En önemli kalıntılarından biri antk Patara Tiyatrosudur.

Xanthos
Xanthos nehrinin vadisine kurulan şehir Likya uygarlığının en eski ve en büyük şehridir. M.Ö. 4292'daki Pers istilalarına kadar bağımsız olan Xanthos, şehirlerini istilacılara karşı cesurca savunmuş ancak başarılı olmayacaklarını anlayınca önce kadınlarını öldürmüşler ve kendilerini ateşe atarak topluca intihar etmişler. Daha sonra Bölgeye göç eden 80 aile şehri yeniden kurmuş fakat yaklaşık 100 yıl sonra şehir bir yangınla yerle bir olmuştur. Yeniden inşaa edilen şehir batı ile ilişkilerini güçlendirerek, önemli bir merkez haline gelmiş ancak şansızlıklarından kurtulamamıştır. Brutus'un vergilerine direnince, şehir tahrip edilmiş ve halk savaşa sürüklenmiş ve Xanthos felaketler şehrine dönüşmüştür.

Şehir Likya merkezi etrafında oluşmuştur ve dışında da kalıntılar vardır. Tiyatronun batısındaki kalıntılar bugün de ilgi çekmektedir. Kayalar üzerindeki Harpy heykeli en önemli eserlerden biridir. Orjinali İngiltere'de British Museum'da bulunan eserin yerinde yalnızca kopyası vardır.

Kaş (Antiphellos)
Likya şehirlerinden biri olan Kaş'ın adı taşlık yer anlamına gelen "Phellos" tan gelir. Kaş bugün iyi korunmuş kaya mezarları ve tiyatrosuyla görülmeye değer bir sahil kasabasıdır. Detaylı Bilgi

Side Ören Yerleri

SİDE: Tiyatro
15 bin kişi almaktadır. Seyirci bölümü bir diazoma ile iki kata ayrılmıştır. Orkestra yarım daireyi aşan bir kavis şeklindedir. Sahne binası iki ya da üç katlıdır. Geç İmparatorluk Devrinde gladyatör yarışları ve hayvan mücadelelerinin yapıldığı arena olarak kullanılmıştır. Bizans Devrinde M.S. 5-6 yüzyıla açık hava kilisesi olarak kullanılmıştır. Tiyatro M.S II. yüzyılın ortalarına tarihlendirilmektedir.

Apollon Tapınağı:
Athena Tapınağı ile birlikte Bizans bazilikasının avlusu içinde kalmıştır. Korinth düzeninde ve peripteros planlıdır. Roma Devrindendir. M.S 150 yıllarına tarihlendirilmektedir. 1983-1990 yılları arasında bir köşesi restore edilerek ayağa kaldırılmıştır.

SELGE: Tiyatro
8700 kişi almaktadır. Seyirci tribün bir diazoma ile iki kata ayrılmıştır. Sahne binası yıkılmıştır. Roma Devrinde M.S 3. yüzyılda yapılmıştır.

Olukköprü: Manavgat İlçesi'ne bağlı Beşkonak'ın (Bozyaka) 5 km. kuzeyindedir. Tek kemerlidir. Roma Devrinde yapılmıştır.

SELEUKEİA: Agora
Helenistik Devirdendir. M.S. 1. yüzyılın ikinci yarısı veya 2. yüzyılın başında yapılmıştır. Bir köşesinde odeion ve kilise vardır.

Side Su Yolları
Manavgat İlçesi'nde, Manavgat Çayı'nın batı tarafındadır. Sevinç Köyü'nün 2 km. güneyinden suyu alarak 30 km. lik tesislerle Side'ye ulaşmaktadır. Roma Devrinde yapılmıştır. Su kemerleri ve tünellerin büyük bir bölümü günümüze kadar gelmiştir.

Kargıhan
Manavgat İlçesi'ne bağlı Beydiğin Köyü'ndedir. Selçuklu Devrinde yapılmıştır. Büyük bir bölümü ayaktadır.

Manavgat-Side

Aspendos
Antalya'nın 48 km doğusunda, Serik ilçesinde yeralan antik kentin kalıntıları büyük ölçüde ayaktadır. Detaylı Bilgi

Alanya Çevresi Ören Yerleri

Dağlık
Gazipaşa İlçesi'ne 18 km. uzaklığındaki Güneyköyü sınırları içerisindedir. Antik Çağda Dağlık Kilikya olarak bilinen bölge sınırları içinde kalmaktadır. Kentin adı Kommagene kralı 4. Antiochus'tan gelmektedir. Kalıntılar üç yükselti üzerinde toplanmıştır. Birinci bölüm sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı ve kilisenin bulunduğu kesimdir. İkinci bölüm Kilikya Bölgesine özgü mezar yapılarının bulunduğu nekropol alanı; üçüncü bölüm ise batıda denize uzanan, sarp kayalıklar üzerine yapılmış kale kalıntılarıdır. Kentin kuzeyinde, halen mimarî elemanları görülebilen bir tapınak kalıntısı mevcuttur. Kentin merkezine trikonkhos adı verilen üç duvarı apsis şeklinde dini işlevi olan bir yapı yer alır. Kalıntılar Roma, Bizans ve Ortaçağ Dönemine tarihlendirilmektedir.

Selinus
Alanya'ya yaklaşık 45 km. uzaklıkta bulunan Gazipaşa İlçesi'nin 3 km. güneyindedir. Kent, denize dirsek şeklinde uzanan bir tepenin yamacında kurulmuştur. Tepe üzerinde kentin akropolü yer alır. Selinus (Hacımusa) Çayı'nın denize döküldüğü yerde beşik tonozlu iki odalı hamama ait kalıntıları görmek mümkündür. Deniz kenarındaki agoranın sütunları kaybolmuşsa da stylobat izleri görülebilir. Agoradan doğuya doğru gidildiğinde apsisli bir yapıya (kilise) rastlanır. Bu yapının eski bir mabet üzerine kurulmuş olması olasılığı büyüktür. Kilisenin doğusunda anıtsal bir yapı vardır. Kentin tek İslamî yapısı olup giriş kapısının çevresi Selçuklu Dönemi kırmızı renkte zikzak motiflerle süslüdür. Bu kalıntı bir köşke ait olmalıdır. Kentin nekropolündeki mezar yapıları arkasollü, beşik tonozlu, anıt mezarlar olup Kilikya Bölgesi'nin ölü gömme adetlerini en güzel biçimde ortaya koyarlar. Kente ait su kemerlerinin bir bölümü günümüze ulaşabilmiştir. Roma İmparatoru Traianus Part seferinden dönerken bu kentte ölmüş ve külleri Roma'ya götürülmüştür. Kalıntılar Roma, Bizans ve Ortaçağ Dönemine tarihlenir.

İotape
Alanya-Gazipaşa karayolunun 33.km.sinde yer alır. Antik kent adını, Kommagane kralı 4. Antiochus'un (İ.S.38-72) karısı İotape'den almıştır. İmparator Traianus'tan Valerianus'a kadar kent kendi adına sikke bastırmıştır. Kalıntılar Roma ve Bizans Dönemi özelliklerini taşımaktadır. Denize doğru uzanan yüksekçe bir burun, kentin akropolü durumundadır. Surlar bu bölüme kale görünümü vermektedir. Yapılar oldukça tahrip olmuştur. Akropolün karaya bağlandığı vadide, doğu-batı yönünde uzanan Liman caddesi yer almaktadır. Caddenin her iki yanında üç basamaktan oluşan krepis bulunduğu ve yer yer bunların arasında heykellerin durduğu kaidelerinden anlaşılmaktadır. Heykellere ait yazılı kaideler kentin başarılı atlet ve hayırsever vatandaşları hakkında bilgiler içermektedir. Akropolün doğusunda bulunan koyda, üç nefli, dikdörtgen planlı bir bazilika yer alır. Kentteki, tek nefli küçük bir kilisenin nişi içerisinde oldukça tahrip olmuş fresko izlerini görmek mümkündür. Freskoda H.G. stratelates betimlenmiştir. Kentin günümüze kadar gelebilmiş yapılarından birisi de hamamdır. Hamama ait kanalizasyon sistemi halen görülebilir. Antik kentin ortasından geçen modern yolun güneyinde 8 x 12.5 m. ölçüsünde bir tapınak kalıntısı bulunmaktadır. İotape antik kentine ait nekropol kuzey ve doğudaki tepeler üzerindedir. Nekropolde anıt mezarların yanı sıra tonoz örtülü küçük mezar yapıları da yer almaktadır.

Syedra
Alanya-Gazipaşa karayolunun yaklaşık 20.km.sinde Seki Köyü sınırları içerisindedir. Kente, batıda halen ayakta olan anıtsal kapı ile girilir. Kentte, Antik Çağdan günümüze değin kullanılan, içleri sıvalı doğal kaynaktan beslenen sarnıçlar vardır. Kentin su gereksinimi çok sayıdaki diğer sarnıçlarla da karşılanmaktadır. Kent içindeki bir mağarada, doğal kayaya oyulmuş nişin çevresi freskolarla süslenmiştir. Mağara dinsel amaçlı kullanılmıştır ve vaftiz mağarası olarak bilinmektedir. Kentin doğusunda, çok görkemli bir yapı kalıntısı olan hamam ile karşılaşıyoruz. Zemininde yer yer mozaik kalıntıları görülmektedir. Hamamın hemen batısında kuzey-güney doğrultusunda kentin sütunlu caddesi uzanmaktadır. Caddenin kuzeyindeki duvarda nişler yapılmıştır.1994 yılından bu yana Alanya Müze Müdürlüğü'nce yapılan kazılar sonucunda, sütunlu caddenin, 250 x 10 metre boyutlarında ve kuzeyi sütunların taşıdığı ahşap çatı ile kapalı, güneyi taş döşemeli açık yol şeklinde olduğu ortaya çıkmıştır. Oyun ve yarışlarla ilgili bilgiler içeren birçok yazıtın varlığı kente önem kazandırmıştır. Kentdeki diğer önemli yapılar tapınak, tiyatro, dükkanlar, evler ve kent surlardır. Kazılar sonucunda kentin İ.Ö.7.yüzyıldan İ.S.13.yüzyıla kadar ki tarihine ilişkin kalıntılar ortaya çıkarılmıştır.

Laertes
Toros Dağları üzerinde, Dim Vadisi ağzında yükselen Cebel-i Reis dağının eteğine kurulmuştur. Alanya'dan yaklaşık 25 km. uzaklıktadır. En yakın köy Gözüküçüklü'dür. Antik Çağda Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgenin sınırları içerisindedir. Strabon kentten, limanı olan ve göğüs biçiminde bir tepe üzerine kurulmuştur diye söz eder. Kentin günümüze kadar gelebilen önemli kalıntıları olarak gözetleme kulelerini, Caracalla eksedrasını, odeon veya tiyatroyu, Zeus Megistos tapınağını, Apollon tapınağını, Caesar tapınağını, agora, hamam ve nekropolünü sayabiliriz. Kentte Hellenistik Döneme ait kalıntıların olmayışı, bu sırada bölgenin korsanların elinde oluşuna ve dolayısıyla imar faaliyetlerinin yeterince yapılamayışına bağlanmaktadır. Kentin tarihini daha erkene götüren ve bu kentte bulunmuş İ.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen, üç yüzü Fenike dilli yazıt Alanya Müzesi'nde sergilenmektedir. Laertes'te bulunan diğer bir eser, Alanya Müzesinde sergilenen "Romalı bir askere ait olan diploma", kentin askeri yönüne ışık tutacak özelliktedir. Kalıntılar Roma Dönemine tarihlenmektedir.

Hamaxia
Alanya'nın 6 km. kuzey batısındaki Elikesik Köyü'nde, kent; antik Pamphylia Bölgesi sınırları içerisindedir. Halk arasında Sinekkalesi olarak bilinmektedir. Antik Çağın meşhur coğrafyacısı Strabon kentten, gemi yapımında kullanılan kerestenin elde edildiği, özellikle sedir ağaçlarının bol olduğu bir yer olarak söz etmektedir. Kentin Roma öncesi iskân edildiği sanılıyor. En üst noktada yer alan rektogonal taşlarla yapılmış kule olması olası yapıda Hellenistik Dönem özellikleri görülmektedir. Kentteki en önemli kalıntılar olarak; antik bir çeşme ile önündeki havuzu, yarım daire planlı, oturma sıraları halen görülebilen yazıtlarla donatılmış geniş bir eksedrayı, dini yapı komleksini ve nekropolü sayabiliriz. Kentte bulunan bazı yazıtlarda Hermes'in amblemi Kaduceus'un işlenmiş olması, burada Hermes'e ait bir tapınağın varlığını göstermektedir. Alanya Müzesi'nde sergilenmekte olan kabartmalı bir mezar steli ostoteklerin önemli bir bölümü Hamaxia'da bulunmuştur. Kentin İ.S.100-200 yılları arasında zengin olmayan küçük, Coracesium'a bağlı bir topluluk olarak yaşamını sürdürdüğü biliniyor. Kalıntıların önemli bir bölümü Roma ve Bizans Dönemine aittir.

Colybrassus (Ayasofya)
Gündoğmuş İlçesi Güzelbağ Kasabası Bayır Köyü sınırları içindedir. Alanya'ya yaklaşık 30 km. uzaklıktadır. Günümüze kadar gelebilen önemli kalıntılar arasında, oldukça iyi işlenmiş İon köşe başlıklı tapınağıyla nekropolündeki lahitleri ve doğal kaya mezarını sayabiliriz. Kaya mezarının cephesi anıtsal nitelikte olup buraya 18 basamaklı merdiven ile ulaşılmaktadır. Mezar odası tek mekândan oluşmakta ve girişin üstü basık kemer şeklinde yontulmuş içi Medusa başı ile süslenmiş kemerin iki yanı ise kartal motifleri ile bezenmiştir. Çevreye dağılmış durumda olan çok sayıdaki yazıt; kentin tarihine ışık tutacak önemli bilgiler içermektedir. Kalıntılar Roma ve Bizans Dönemi özellikleri göstermektedir.

  1 / 1  

 

 

ankara chat 

amasya chat 

AMASYA TARiHi

        İlkçağda Amaseia adıyla bilinen kent, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerindendir Kentin adı MÖ 1400’lere tarihlenen hitit metinlerinde Hakmiş olarak geçer. Metinlere göre Muvatallis ve Mursilis III dönemlerinde Hattuşili III burada bağımsız bir hükümdar gibi davrandı, Kaşkalar’ın saldırılarını püskürterek kuzeye çekilmelerini sağladı. Kent, hellenistik Pontos krallığı döneminde önem kazandı. Mithridates I Ktistes’in yaklaşık MÖ. 300’de kurduğu krallığın, Sinop’un Pharnakes I tarafından MÖ 183’te ele geçirilmesine kadar başkentliğini yaptı. Bundan sonra da Zeus Stratios tapınağına yakınlığı (Mithridates Vl Eupator tarafından yaptırıldı) ve pontos krallarının anıtları dolayısıyla krallık için önemli bir kent olma özelliğini korudu. Amasya MÖ. 70’te Romalı general Lucullus tarafından ele geçirildi. Pompeius’un yeni yönetim birimi Bithynia ve Pontos’un içinde yer aldı (MÖ. 64). Antonius tarafından bilinmeyen bir hanedana verildi ve MÖ 3-2 arasında Galatia’ya katıldı. Diocletianus ve Constantinus’un yaptığı düzenlemelerde Diospontos’un anakenti (metropolis) oldu. İmparator Phokas burada bir saray ve kilise yaptırdı. Sasani hükümdarı Hüsrev Perviz zamanında İran yönetimine geçen kent, imparator Herakleios tarafından geri alındı. Kısa bir süre Arapların eline geçti. Malazgirt Savaşı’nın ardından, Melik Danişmend Gazi XI. yy. 'ın Sonlarına doğru kenti zapt etti. Birinci haçlı seferinde Ankara ve Çankırı’yı ele geçiren Raimond de Toulouse Amasya üzerine yürüdüyse de Türkler tarafından ağır bir yenilgiye uğratılarak çekilmek zorunda bırakıldı. Anadolu Selçuklu sultanı Kılıç Arslan II Danişmentli devletine son vererek Amasya’yı Selçuklu topraklarına kattı (1177). Selçuklu döneminde kentte yoğun bayındırlık etkinlikleri oldu ve Amasya Anadolu’nun önemli bir kültür merkezi durumuna geldi. 1192’de Kılıç Arslan II Anadolu Selçuklu devletini oğulları arasında bölüştürdüğünde, Amasya Nizamettin Argun Şah’a düştü. Sultan Alaettin Keykubat I döneminde (1220-1236), Moğol saldırılarından kaçan Harizmliler buraya yerleştirildi. Babailik’in kurucusu Baba İshak, görüşlerini Kefersut dolaylarında yaydıktan sonra Amasya’nın bir köyüne yerleşti. Amasya, Sivas, Çorum, Tokat bölgesinde etkisini artırdı. Gıyasettin Keyhüsrev II’nin Amasya subaşılığına atadığı Armağanşah, Baba İshak’ı kale burcuna astı. Bunu haber alan Türkmenler, Amasya’ya saldırdılar ve Armağanşah’ı öldürdüler. Kent Moğolların Anadolu’ya egemen olduğu dönemde de önemini korudu. 1342’ de Sivas naibi Eretna’nın eline geçti. Daha sonra kente emir Hacı Şadgeldi Paşa egemen oldu. Şadgeldi, Kadı Burhanettin ile yaptığı bir savaşta ölünce kent, Oğlu Ahmet Bey’e kaldı. Ahmet Bey, Kadı Burhanettin’in baskısı karşısında Amasya’yı Osmanlılar’a teslim etti (1393). Yaklaşan Timur tehlikesine karşı kentin valiliğine şehzade Çelebi Mehmet getirildi. Ankara savaşı’ndan (1402) sonra kentin eski valıs Çelebi Mehmet, Timur’a bağlı olarak Amasya merkez olmak üzere Sivas, Tokat yörelerine egemen oldu. Kardeşleri ile giriştiği taht kavgasında Amasya’yı üs olarak kullandı. Osmanlı padişahları Murat II, Mehmet II (Fatih), Bayezid II şehzadeliklerinde Amasya’da vali olarak bulundular. Murat II ile Selim I (Yavuz) Amasya’da doğdu. Bayezit II’nin oğlu Ahmet, kardeşi Selim’e karşı taht kavgasına giriştiğinde Amasya valisi idi. 1512’de şii ayaklanmacı Şahkulu’nun halifesi Baba Zünnun bir baskınla Amasya’yı ele geçirdi ise de Yavuz Sultan Selim’in Amasya beylerbeyliğine atadığı Mustafa Paşa kenti geri aldı. Mısır seferi (1516-1517) sırasında Baba Zünnun ve Şeyh Celal kenti yağmaladılar. Amasya, 1518’de sancak yapılarak Sivas’a bağlandı. Şehzade Mustafa kentin valiliğine atanınca bağımsız sancak durumuna getirildi. Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinden sonra yeniden Sivas’a bağlandı. Kanuni Sultan Süleyman, Nahcivan seferinden dönerken Amasya’ya uğradı. Avusturya elçisi Bushbecg’i burada kabul etti.İran ile Amasya antlaşması burada imzalandı. XVI. yy.’ın sonlarından başlayarak Amasya ve yöresinde başgösteren ayaklanmalara Kuyucu Murat Paşa son verdi (1608). Bu tarihten sonra kent ve yöresinde önemli bir kargaşa olmadı. XIX. yy.’ın ikinci yarısının başlarında kentte yaklaşık 25 000 kişi yaşıyordu. Bunların 2 000’i öğrenciydi ve 18 medresede öğrenim görüyorlardı. Ulusal Kurtuluş savaşının ilk günlerinde Mustafa Kemal Paşa, Amasya Genelgesi’ni burada hazırladı (21 haziran 1919). Anadolu ve Rumeli Müdafaii hukuk cemiyeti temsilcileriyle İstanbul hükümeti temsilcileri arasındaki görüşmeler burada yapıldı (Amasya Protokolü 20-23 Ekim 1919). Cumhuriyetin ilanından sonra Amasya il merkezi oldu.